Röportaj: Abdussamed Tosun
dskultursanat@yahoo.com

Kaleme aldığı kitaplarla büyük ilgi gören ve sosyal medya paylaşımları ile de dikkat çeken Yazar Ali Çiğdem ile Küresel dünyayı ve 100 yıla yakın bir zamandır yapılmak istenen ve bir türlü yapılamayan küresel hedef ve planları konuştuk. Röportajın tamamını aşağıdan okuyabilirsiniz..

 

Abdussamed Tosun: Küreselciler olarak tabir ettiğimiz insanların dünyanın iyiliği adı altında insanlığı içinden çıkılmaz bir güne doğru sürüklemesi hakkında neler söylemek istersiniz? kim bu küreselciler ve amaçları nedir?

Ali Çiğdem: Küreselci kavramı her ne kadar yeni gibi olsa da bu söylem aslında binlerce yıl öncesine on binlerce yıl öncesine dayanır. Küreselci diye tabir edilen grupların yapmak istedikleri aslında binlerce yıl önce yapılmış ve dünyayı defalarca felakete götürmüş olan şeytani odakların günümüz temsilcilerinden başka bir şey değildir. Bugün dünyanın birçok kıtasından bize anlatılan tarihe göre bir biriyle iletişim kurması imkansız olan coğrafyalarda tek elden çıkmış inanç sistemleri ve mimari yapılar o dönemde kurulan küresel şeytani imparatorlukların kalıntısından başka bir şey değil. İşte bu sistemi yani şeytani küresel sistemi tekrar kurmak istiyorlar. Unutmayın Nemrud bir bakıma zamanının küreselcisiydi gerek kurduğu sistemle gerek güttüğü amaçlarla zira Nemrud zamanın ilk isyankara manasına gelir bu tanım bile bize aslında olup biten ve olcakları özetliyor: Küreselcilerin ve atalarının amacı İlahi sisteme isyan etmek ve onunla savaşmak zira efendileri Azazil bunu yapmak üzere ahdetmiş. Bu bir inanç meselesi yani.




Abdussamed Tosun: Komplo teorisi denilen kovid, aşılama ya da insanlara çip takma vb. her şey bir bir gerçekleşmeye devam ediyor. Bu konu hakkındaki fikirlerinizi bizimle paylaşır mısınız? kimse bu olanlara dur demeyecek mi?

Ali Çiğdem: Çip konusuna Dijitalleşme ve Deccal yazı dizisinde uzunca değinmiştim bu işin sonu öyle veya böyle çipleşmeye ve tam dijitalleşmeye varacak zira amaçladıkları şey Tam Kontrol! Neden mi? Çünkü daha önce kurdukları sistemler isyanlarla yıkıldı zira insanın fıtratı öyle veya böyle hakikati bulur çünkü insanın yaratılışında Allah’a kulluk ve ondan başkasına boyun eğmemek var. Unutmayın Biz ondan geldik ona gideceğiz insan sürgündedir acak ona kavuşunca vuslatı son bulacaktır. Bu ibli uşakları da bunu bildikleri ve geçmişten ders çıkardıkları için bu defa mekanik teknoloji üzerinden değil dijital teknoloji üzerinden ilerliyorlar. Lakin plan yapanların en hayırlısı Allah’tır ayeti kerimde buyurulduğu gibi onlar istedikleri uğraşıp “Doktor Moreau”nun adasını kurmaya çalışsınlar takdiri Hüda kuvvei pazu ile dönmez, bir lema ki üflemekle sönmez. Allah nurunu tamamlayacak ve Deccal ile takipçileri günün sonunda zelil bir şekilde cehennemi boylayacaktır.

Abdussamed Tosun: Bill Gates’in desteklediği 2030’a kadar et tüketiminin sıfırlanması hakkında neler düşünüyorsunuz? Et fiyatlarının artması ve insanların artık daha az et tüketmesi bununla ilgili olabilir mi?

Ali Çiğdem: Daha önce sistemlerini ilan edecekleri tarih 2012 idi ancak bu tutmadı ve tarihi 2023 yaptılar lakin bu da tutmadı ve şimdi de bunu 2030 a çektiler. Ne yaparlarsa yapsınlar başaramayacaklar. Bunca afyona bunca hissizleştirmeye rağmen dünya halkları Gazze için ayağa kalktığında, Fransada çiftçiler Pariste sokağa çıktığında bu işin öyle kolay olmayacağını gördüler. Her defasında yeni bir yol deniyorlar ve deneyecekler. Kırmızı et insanlığın kırmızı çizgisidir zira kırmızı et deyip geçmeyin “Testesteron hormonu ve insanlığın geleceği” isimli makalemde konuya değinmiştim. Olay biraz da bu minvalde bakmak lazım.

Abdussamed Tosun: Yapay et, yapay anne sütü ve yapay gıda arzı üzerinde çalışmalar yapan küreselciler’in amacı kendilerine itaat eden bir dünya nüfusu elde etmek mi?

Ali Çiğdem: Bu şeytani odak insanoğlunun kodlarını ve onu nasıl kontrol edileceğini çok iyi biliyor zira kadim bir akıl hocaları var bundan dolayı insanın iradesini ve davranışlarını kontrol etmeninin nerden geçtiğin de biliyorlar. Bunlar ruhsal, fizyolojik ve toplumsal faktörlerdir. Bu üç faktör birbiriyle yakından ilişkili bir insanın kişiliği karakterini değiştirmek istiyorsanız önce onun yediklerini içtiklerini değiştirmelisiniz ardından izlediklerini, giydiklerini, okuduklarını yani sosyal yaşantısını… zaten bunlara müdahale ettiğinizde psikolojisini de etkilemiş olursunuz. Birey değişince toplum da zamanla dönüştürülmüş oluyor. Yapay et ve yapay gıdalar insanlığın boynuna geçirilecek esaret prangalarından başka bir şey değildir.




Abdussamed Tosun: Dünya nüfusunun azaltılması ile ilgili Bill Gates’in ifadeleri olduğu kadar birçok filme de konu olmuştur. Dünya nüfusunu azaltmak için her gün farklı projeler üretmeye çalışan insanlar hedeflerine ulaşabilir mi?

Ali Çiğdem: Öncelikle insan nüfusunu azaltma hedefi onlar için uzak bir hedef zira hala mevcut iktisadi ekosistem insan nüfusuna bağlı. İnsan nüfusu olmadan onlar da olamaz. Lakin bu işin kırılma noktası makinelerin yükselişinde yapay zeka ve robotik teknoloji de ciddi bir kırılma ya da onların tabiri ile yeni bir Rönesans olursa işte o zaman iş işten geçmiş olacak.

Abdussamed Tosun: 1940’lar ile 70’ler arasında ortaya çıkan Yeşil devrim nedir? söylenen bu ifadelerin gerçek dışı olduğunu biliyoruz ama okuyucuların daha bilinçli hareket edebilmesi amacı ile bizlere anlatabilir misiniz?

Ali Çiğdem: Yeşil devrim, soğuk savaş yalan rüzgarı gibi bir algı çalışmasından başka bir şey değildir. İktisat biliminde bir şeyi satabilmen için öncelikle onun talep edilmesini yani onu gereksinim haline getirmen lazım. Birileri hasta olmalı ki ilaç satıp para kazanabilesiniz. Bize yeşil enerji diye dayatılan elektrik enerjisi nerden geliyor ve nasıl üretiliyor? Sıfır karbon diye bir saçmalık ortaya attılar mesela! Karbonunu kendisi doğal ekosistemin bir parçasıyken bunu ortaya atmalarının sebebi hayvanları ve ağaçları karbon kaynağı olarak gösterip onları yok etmek istedikleri için. Olup biteni sorgulamayan kitleler olduğu müddetçe bunu yapabilirler ama birileri çıkıp da bize yutturmak istedikleri yalanları yüzlerine vurdukça halklar uyandıkça kuyruklarını kıstırıp gerisin gire kaçacaklardır.




Zaten Bill Gates denen zevatın kendisi de ağaçların yok edilmesi gerektiğini itiraf etti zaten sabah akşam ineklere kan kusuyorlar ; ) Hatta geçenlerde sözüm ona yapılan bilimsel araştırmada insanların nefes alıp vermesi küresel ısınmaya sebep oluyormuş. Ajandalarındaki planlara dair ipuçları veriyor aslında toplumları yavaş yavaş bir şeylere hazırlamanın çalışması bunlar, insan nüfusu azalmazsa, ağaçları yok etmezsek, havanları yok etmezsek gezegenimiz yok olacak! Yıldızlararası filminde işlenen de bu değil miydi? Bir bilgiyi araştırmayı kim ortaya atarsa atsın onu sorgulamadan itimat etmeyin. Dinamit barutunu yani kitlesel ölüm silahının ham maddesini bulan Nobel ailesinin her yıl barış ödülü dağıttığı bir düzenin yalanlarına daha ne kadar inanmaya devam edecek insanlar?