Oyuncu Artemis Karaman: Oyunculuk saklanmaya değil, açığa çıkmaya dayanır: Kırıldığım anlar beni inşa etti, başarılarım değil!
03.05.2026 - Pazar 12:24
Oyunculuk kimi için bir meslek, kimi için bir kariyer, kimi içinse kendine doğru uzanan bitmeyen bir yolculuktur. Artemis Karaman, bu yolculuğu yalnızca sahneyle sınırlamayan, duyguların ve insan ruhunun derinliklerinde anlam arayan isimlerden biri. Oyunculuğa ve hayata dair iç dünyasını, gazeteci Abdussamed Tosun’a samimi ve içten bir dille anlattı.
Abdussamed Tosun: Oyunculuk sizin için bir meslek mi, yoksa kendinizi aradığınız bir yolculuk mu?
Artemis Karaman: Oyunculuğu yalnızca bir meslek olarak tanımlamak bana hep eksik gelmiştir. Çünkü meslek dediğimiz şey belli sınırlar ve çerçeveler içerir; oysa oyunculuk, tam aksine o sınırları aşmayı gerektirir. Benim için oyunculuk, her seferinde kendini yeniden keşfettiğin, yürüdükçe yön değiştiren ve sonu olmayan bir yolculuk.
Abdussamed Tosun: Günlük hayatta hepimiz birer “rol” oynuyor muyuz sizce? Oyunculuk bunun daha dürüst bir hali olabilir mi?
Artemis Karaman: Hayatta oynadığımız roller çoğu zaman farkında olmadan geliştirdiğimiz savunma mekanizmalarıdır. Bizi korur, gizler ve yönlendirir. Ama sahnede bu durum değişir; çünkü oyunculuk saklanmaya değil, açığa çıkmaya dayanır. Bu yüzden gündelik hayata göre çok daha dürüst ve çıplak bir alan olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sahnede seyirciyi kandıramazsınız; en küçük sahte duygu bile hemen hissedilir.
Abdussamed Tosun: En zorlandığınız duygu hangisi: gerçekten hissetmek mi, yoksa hissetmediğiniz bir şeyi inandırıcı şekilde göstermek mi?
Artemis Karaman: Elbette hissetmediğim bir duyguyu göstermek. Çünkü bu durum daha çok teknik bir beceriye dayanıyor ve içtenlikten uzaklaştığında hemen fark ediliyor. Oysa seyirci, ancak benim gerçekten inandığım ve hissedebildiğim kadar oynadığım rolle bağ kurabiliyor. Bu yüzden bir duyguyu yalnızca göstermek yerine, ona yaklaşmamı sağlayacak her hissin izini sürmeye çalışıyorum.
Abdussamed Tosun: Bugünkü Artemis Karaman ile ilk sahneye çıkan Artemis arasında nasıl bir fark var?
Artemis Karaman: İlk sahneye çıkan Artemis’te yoğun bir heyecanla birlikte güçlü bir beğenilme ve onaylanma arzusu vardı. O heyecan zaman zaman yönlendirici olsa da, dışarıdan nasıl göründüğüne dair bir kaygıyı da beraberinde getiriyordu. Bugün ise sahnede gerçekten var olmaya çalışan, denemekten korkmayan ve dış gözleri bir kenara bırakıp rolüyle daha samimi bir bağ kuran bir Artemis var. Artık önceliğim beğenilmekten çok, o anı dürüstçe yaşayabilmek.
Abdussamed Tosun: O zaman en başa dönelim. Artemis Karaman kimdir? Nasıl bir ailede ve evde büyüdü? Bize biraz Artemis Karaman’ı anlatır mısınız?
Artemis Karaman: Kafasına koyduğunu gerçekleştirmek için çabalayan, duyarlı ve güçlü bir gözlemciyim. Sevdiklerime karşı oldukça özverili, vicdan duygusu yüksek ve ayakları yere basan bir kadın olduğumu söyleyebilirim. Sanata düşkün bir ailede büyüdüm. Evimizde baskının olmadığı, aksine kendine inanmanın ve kendini ifade edebilmenin çok değerli görüldüğü bir ortam vardı. Ailem, çocuklarına karşı son derece özveriliydi; hem özgür düşünebilen hem de kendine güvenen bireyler olmamız için her zaman destek oldular.

Abdussamed Tosun: Her duyguyu deneyimlemek zorunda olmak, insan ruhu için bir yük müdür yoksa bir ayrıcalık mı?
Artemis Karaman: Bence bu biraz “ağır bir hediye”. Başkalarının acısını, öfkesini ya da yalnızlığını kendi bedeninizde, zihninizde ve kalbinizde misafir etmek zaman zaman yorucu olabiliyor. Günün sonunda ister istemez daha fazla empati kuran biri haline geliyorsunuz. Bu durum, bazen en basit duygularda bile bir neden aramanıza yol açıyor. Kötü olan bir şeye bile doğrudan “kötü” demek yerine, onun neden öyle olduğunu sorgularken buluyorsunuz kendinizi. Oysa bazı şeylerin bir açıklaması yok; bazen gerçekten sadece “kötü”.
Abdussamed Tosun: Hayatınızda “iyi ki oynamışım” değil de “keşke hiç dokunmasaydım” dediğiniz bir şey oldu mu?
Artemis Karaman: “Keşke hiç dokunmasaydım” dediğim bir şey olmadı. Çünkü geriye dönüp baktığımda, beni zorlayan, sınayan ve zaman zaman yoran her deneyimin aslında beni büyüttüğünü ve dönüştürdüğünü görüyorum. Her biri, karakterime ve bakış açıma bir şey kattı. O yüzden “keşke” demek yerine, yaşadıklarımı birer tecrübe olarak kabul ediyorum. İyi ya da zor fark etmeksizin, hepsi bugün olduğum kişiyi şekillendiren parçalar oldu.
Abdussamed Tosun: En çok neyi söyleyemediğiniz için oyuncu olduğunuzu düşündünüz mü?
Artemis Karaman: Aslında tam tersine bakıyorum. Söyleyemediğim şeyler olduğu için oyuncu olmadım; aksine, söyleyecek bir sözüm olduğu için bu yolu seçtim. Oyunculuk benim için bir kaçış alanı değil. İçimde birikenleri, düşündüklerimi ve hissettiklerimi bastırmak yerine başka bir dile dönüştürebildiğim, daha görünür ve daha sahici bir ifade biçimi. Bu yüzden oyunculuk, söyleyemediklerimi sakladığım bir yer değil; söylemek istediklerimi daha güçlü bir şekilde anlatabildiğim bir alan.
Abdussamed Tosun: Sizce insan kendini en çok nerede ele verir oynadığı rolde mi, yoksa rol yapmadığını düşündüğü anda mı?
Artemis Karaman: İnsan aslında en çok kimsenin onu izlemediğini sandığı anlarda ele verir kendini. Çünkü o anlarda savunma mekanizması devre dışı kalır, bir “rol” ihtiyacı ortadan kalkar ve kişi en filtresiz haliyle kalır. Bu yüzden asıl açıklık ve gerçeklik, çoğu zaman başkalarının önünde oynanan rollerde değil; yalnızken, görünmediğini düşündüğün ve kendinle baş başa kaldığın anlarda ortaya çıkar.

Abdussamed Tosun: En son biri size gerçekten, içten bir şekilde “nasılsın?” diye sorduğunda ne hissettiniz?
Artemis Karaman: Bir an duraksadım. Hatta o soruyu duyduğum anda “ben gerçekten iyi miyim?” diye kendime de içten içe sorduğum bir an oldu. Birinin sadece nazik bir kalıptan ibaret olmadan, gerçekten o anki varlığımı ve nasıl hissettiğimi merak etmesi çok hoşuma gitti. Çünkü insanın duygusuna, iç dünyasına gerçekten temas eden bir soruyla karşılaşmak bence nadir ve kıymetli. Sadece bir soru gibi görünse de, o ilginin içinde büyük bir samimiyet ve fark edilme hali var. Bu da insan için gerçekten büyük bir hediye.
Abdussamed Tosun: Hiç düşündünüz mü, güçlü görünmek zorunda kaldığınız bir günün sonunda, geriye sizden ne kaldı?
Artemis Karaman: Günün sonunda geriye çoğunlukla büyük bir yorgunluk kalıyor. Bir şeyleri sürekli tutmanın, bastırmanın ve kontrol etmeye çalışmanın yorgunluğu… En çok da içimde olanı saklamaya çalışırken harcadığım enerji insanı tüketiyor. Dışarıdan güçlü görünmek bazen iyi bir şey gibi dursa da, içeride biriken yükü daha da görünmez hale getiriyor. Ve o günün sonunda, tüm o “güçlü olma” halinden geriye kalan şey çoğu zaman sadece derin bir tükenmişlik hissi oluyor.
Abdussamed Tosun: Arkaya dönüp baktığınızda, sizi en çok siz yapan şey başarılarınız mı yoksa kırıldığınız anlar mı?
Artemis Karaman: Kırıldığım anlar… Başarılarım beni görünür kıldı, belki dışarıdan daha güçlü ve “tamamlanmış” biri gibi gösterdi ama beni asıl inşa eden şey kırıldığım, zorlandığım ve dağıldığımı hissettiğim anlar oldu. Kırılmak insanı ya kapatır ya da açar. Ben hep açılmayı seçtim. Çünkü kırıldığın yerler sadece acı bırakmaz; aynı zamanda insanın içinden sızan bir farkındalığa da kapı aralar. O boşlukların içinden mutlaka bir ışık girer, önemli olan o ışığı görmeye ve içeri alabilmeye izin verebilmektir.
Abdussamed Tosun: Son olarak gelecekte sizi tanımayan birine, kim olduğunuzu tek bir cümleyle anlatmak zorunda kalsanız ne derdiniz?
Artemis Karaman: Hissetmekten kaçmayan, yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışan ve duygularıyla yüzleşmeyi seçen biriyim. Hayatın içinden geçen her deneyimi bastırmak yerine onu görmeyi, duymayı ve içimde bir yere oturtmayı tercih ederim.
Oyuncu Artemis Karaman: Oyunculuk saklanmaya değil, açığa çıkmaya dayanır: Kırıldığım anlar beni inşa etti, başarılarım değil!
Mevlan Kurtishi Paris’te gönülleri fethetti!
Cem Yılmaz’a benzetilen kişinin kimliği tartışma konusu oldu!
Gülden’in projesi “Gülden’e Geldik”
Gökhan Türkmen'in yeni teklisi ''Yalan'' 1 mayıs'ta yayında!
Serdar Ortaç'ın yeni çalışması ''Farkında değil'' yayında!
Dondurmam Gaymak: Gapital oyuncuları sete çıktı!
Yazar Yağmur Doğru'nun yeni kitabı ''Serzenişi Aşk'' okurlarla buluştu!
Siyer Eğitim Merkezi Diorama Müzesi kapılarını açtı!
Mesut Biçim'in albüm lansmanına yoğun ilgi!