Ömer Köroğlu; ”Biz Seninle Hiç”

Zannetme ki, senden sonra seninleymiş gibi yaşıyorum. Ben sadece bana biçilen ömrün sonunu bekliyorum. Artık kimseye anlatasım kalmadı. Gömüldükçe gömüldün içime, ve gömüldükçe beni de gömdün kendine. Şimdi gittiğinden bu yana şu kadar gün oldu desem, rakamlar utanır, takvimler sus pus olur. Bugün, seninleyken yapmak isteyip de beraber yapamadığımız bi takım şeyler yaptım. Hani duysalar seni de ben gibi sevdi sanırlar. Ama bilmezler senin leyla olmayı beceremediğin gecelerde, sana mecnun gibi yandığımı. Yeni bir sabaha uyandım ve aklıma düşen ilk şey şu oldu; Biz seninle hiçbir sabaha beraber uyanamadık..?




Üstümü başımı giyinip sahil’e yol aldım. Aşıkların toplanma merkezidir sahil kenarı. Ama bilirsin, biz seninle hiç deniz kenarında da buluşamadık. Derin derin çektim hayatın bana sunduğu tek şey olan nefesi içime. Ve bir de derin bir ‘ahh.’ Sevseydin dedim, sevseydin ne olurdu sanki..?

Göğsüm ağrıdı bir an. Aldığım nefes bile çok geldi. Göğsümün soluna yerleşirken, kalbime bıraktığın o büyük enkazın sonucu bunlar hep, biliyorum. Bi kayaya oturup, gözlerini izledim biraz. Gözlerin dediysem, denizi diyorum. Hani hep seni sevdiğimi anlatırken sana, cümlenin sonuna ‘deniz gözlüm’ diye eklerdim ya. Bi banka oturdum. Yarım kalmış bir hikayeyi nasıl tamamlayacağımı düşündüm. Anlayacağın, kendi kendime konuştum yine. Ve bilirsin, biz seninle hiçbir banka oturup da konuşamadık doya doya. Günüm uzundu benim, kalkıp bir filme gittim. Biliyor musun, biz seninle hiç sinemaya çift kişilik bilet alıp, yanyana aynı filmi izleyemedik. Hiç bilmediğim bir yönetmenin hiç görmediğim oyuncularından oluşan bir film. Rastgele seçilmiş bir filmdi. Ama hayat işte, acıyı illa bir yerlerde çıkarıyor karşıma. İzlerken gözlerim doldu. Ağladım sonra. Saçma sapan bir filme ağladım biliyor musun..? Adın geçti filmin bi yerinde. Yemin ederim ki adın geçti. Ve ben o saniyenin bilmem kaçta kaçında kendime gelemeyip, bir sonra ki sahnesine kadar yutkunamadım. Farkettim de, biz seninle hiç aynı filme ağlayamamışız…




Neyse işte bitti sonra. Biten herşey gibi, bitti. Yani aslında demem şu ki; seninle aynı mutlulukları paylaşıp el ele güleceğimiz yerde, ben senin hiç bilmediğin acılara göğüs germeye çalışırken elden ele ağladım günlerce. Artık yarım kalmış bir hikayeyi nasıl tamamlayacağımı da düşünmüyorum şimdilerde. Çünkü biliyorum, başkasının başlattığı bir hikayenin sonunu sen asla getiremezsin. Bunu öğrendim. Sana dair kayda değer tek birşey var şimdi güncemde; Seninle yapabildiğimiz tek şey, farklı pencerelerden aynı gökyüzüne bakabilmek oldu.

Şiir: Musa Adiloğlu

Share via
Copy link
Powered by Social Snap