Bülent Özdemir Röportajı

SametTosun: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz ? Bülent Özdemir kimdir ?

Bülent Özdemir: Tabikide. 1972 İstanbul Beyoğlu doğumluyum. Bir mahalle esnafının oğluyum. 1996 da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldum. Askerliğimi Asteğmen olarak Ankara da tamamladım. Son olarak İstanbul Üniversitesi’nde İşletme Bölümü’nde Yüksek Lisansımı tamamladım. Dış ticaretle uğraşmaktayım ve Çocuklarım var.

Samet Tosun: İş dışında neler yapıyorsunuz ?

Bülent Özdemir: İki firmam ve 11 çalışanım var. İş, hayatımın oldukça büyük bir bölümünü kapsıyor. Çalışanlarıma, müşterilerime karşı olan sorumluluklarım ciddi anlamda yoruyor aslında. Ama yine de insan zamanla kendine vakit ayırmayı öğreniyor. Müze ve sanat galerilerine gidiyorum. Tiyatro ve sinema olmazsa olmaz. Ama belki de iş dışındaki en önemli uğraşım Ali Ural Hocam’ın yazarlık atölyelerinden Cuma Atölyesine devam etmek diyebilirim.

Samet Tosun: Yeni kitabınız ‘’Hiç ve Her Şey’’ hakkında neler söylemek istersiniz?

Bülent Özdemir: Üniversite yıllarında İranlı bir sosyolog olan Ali Şeriati’nin “İnsan” kitabını okumuştum. Orada insan hayatındaki iniş ve çıkışları kalp elektrosuna benzeten bir bölüm vardı. Şöyle diyordu Şeriati, “İnsan ruh ve çamur arasında sürekli gider gelir. Kalp elektrosundaki yukarı çıkan çizgi sizin ruha yakınlığınızı, yani manevi anlamdaki huzur ve mutluluğunuzu temsil ederken, aşağı inen çizgi çamurla olan bağınızı yani başarısızlıklarınızı, kötülüklerinizi egonuzu temsil eder. Ve bu çizgi hiç düz gitmez. Çünkü bu ölüm demektir. Ali Şeriati’ye atıfta bulunarak ben de şunu söyleyebilirim. Ruhunuza yöneldiğiniz yüceldiğiniz zaman “Hiç” olduğunuz zamansa, dünyaya, hayata ve içindeki her şeye yöneldiğiniz zaman da “Her Şey” olduğunuz zamandır. Kitabım Adem’den beri değişmeyen insanı anlatıyor efendim.

Samet Tosun: Peki eleştiriye açık bir yapınız var mı ?

Bülent Özdemir: Bir insan kendisini kandırıyorsa başka hiç kimseyi kandıramaz. Yok ama kendini kandırmıyorsa o zaman hemen herkesi kandırabilir. Ben eğer kendimi kandırsaydım bu kitap olmazdı.

Samet Tosun: Bu hayatta sizi heyecanlandıran şey nedir?

Bülent Özdemir: Bunun cevabını aslında kitabımda vermiştim. “Aslında ne çok heyecanı var hayatın…” diye başlayan mısrada. Ama insan belli bir yaşa gelince hiçbir şey den heyecan duymayacağını düşünüyor. Ve ne zaman böyle düşünsem heyecanlanacak bir şeyler oldu. Çocuklarım mesela. 45 yaşında 5. Çocuğumun doğumu gerçekten çok heyecan vericiydi. Artık heyecan verici bir şey olmaz derken Hiç ve Her Şey doğdu. “İçinde olmadığın bir dünyaya sahip olmak ya da bir kaderin yokken yaşamak istemek” sanırım doğru cevap bu.

Samet Tosun: Gelelim can alıcı konuya Aşk’a nasıl bakıyorsunuz? Aşk kelimesi sizin için ne ifade ediyor ?

Bülent Özdemir: Bundan 10 yıl önce yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum müsadeniz varsa. Uzun zamandır alacağım olan bir müşterim vardı. Bir gün telefon açtı ve beni ödeme yapmak için ofisine çağırdı. Temmuz ayı ve hava çok sıcaktı o yıl. Veznecilerde müşterim, arabaya bindim ve gittim. O zaman henüz metro inşaatı yeni başlamıştı ve Veznecilerde yolun kenarında bir yere arabayı bırakıp gittim yanına. Neyse ödemeyi aldım ve arabama geri geldim. Tam arabaya bindim çalıştırıcaktım ki yolun kenarında yaşlı bir teyzenin çorap, patik ve mendil olan yerdeki tezgahına ilişti gözüm. Hazır da uzun zamandır alamadığım parayı almışım sevinmişim. Teyzeyi de sevindirmek istedim. İndim ve yanına gittim. Özenle çorap, patik ve mendil seçtim ve uzun zamandır aradığım şeyler olduğunu ama bulamadığımı söyledim. Hesapladı yaşlı teyze 20 lira tutuyordu alacaklarım. 100 Lira uzattım. Siftah etmedim oğlum o parayı bozamam dedi. Hani o bilindik iç ses vardır ya. Bak sen geldin vermek istedin ama bozuğu yokmuş, hem arabanın da camları açık hadi bin git dedi. Yok olmaz dedim. İster inanın ister inanmayın yarım saat boyunca Veznecilerde 100 lirayı bozduramadım. O iç ses ha bire hadi git artık derken. Ben tam tersi gittim bir köfteciye oturdum ve köfte siparişi verdim. Tam köfte hazırlanmışken, kalkmam gerektiğini o yüzden paket yapmalarını söyledim. Ve 100 lirayı uzattım. Bozuk yok dedi. Bende de yok dedim. Artık para bozdurmak köftecinin işi olmuştu ve o benim yapamadığımı yaptı. Parayı bozdurdu ve bana üzerini verdi. Şimdi elimde bir de köfte ayran vardı. Teyzenin yanına geldim tekrar. 20 lirayı uzattım poşetimi aldım. Tam arabaya oturdum. Bu arada köfte kokusu arabayı sardı tabi. Tekrar indim aşağıya ve teyze ben bu köfteyi aldım ama acele işim var gitmem gerek. Bu sıcakta bozulacak sana bıraksam acaba olur mu dedim. Siftah etmeyen teyzem meğerse o saate kadar hiçbir şey yememiş. Ben yesem olur mu dedi. Sen bilirsin dedim ve ayrıldım yanından.

Vermeye çalışmak değil.

Veriyormuş gibi yapmak hiç değil.

Verdim sayılır demek de değil.

Sorunuzun cevabına gelecek olursak.

Aşk mı?

Aşk gerçekten vermektir efendim. Gerçekten vermek.

ilk olarak ne zaman ben kitap yazmalıyım dediniz?

Dünyayı bir çembere benzetiyorum ben ve buna da kader diyorum. Ve siz bu çemberin farkına varınca ne hikmetse daralmaya başlıyor bu çember. Daraldıkça farkında olduğunuz ve sizi rahatsız eden her şeyle çok daha yakınlaşmaya başlıyorsunuz. Yakınlaştıkça rahatsızlığınız artıyor, rahatsızlığınız arttıkça çember daha da çok daralıyor. Ve asıl imtihan efendim, bu anlamsızlığa tahammül etmek başlıyor. Tahammül etmeye başlayınca bunu anlatmak istiyor  insan. Kitap yazmalıyım demedim hiç hep tahammül etmeye çalıştım. Sanırım o arada kitap yazıldı.

Samet Tosun: Yazarken sizi motive eden bir şeyler varmı?

Bülent Özdemir: “Zalimleri seviyor kulların, kötülüğü yaymak için neye ihtiyacın var “insan”dan başka. İnsan efendim neye ihtiyacım olur ki başka.

Samet Tosun: Okumayı sevdiğiniz ve ilham aldığınız yazarlar varmı?

Bülent Özdemir: Rainer Maria Rilke, Virginia Woolf, Giovanni Papini, Marcel Proust, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Yusuf Atılgan ve Ali Ural daha fazlası da vardır ama sanırım başucu kitapları bu yazarlara aittir.

Samet Tosun: Kahvenin günlük hayatındaki yeri hakkında ne söylemek istersin ?

Bülent Özdemir: Kahveyi çok severim hemen her türünü. Ve ister istemez yine insana benzetirim. Nasıl ki kahvenin çekirdeği bir taneyken, öğütülmesinden pişirilmesine ve içim şekillerine varana dek dünyanın dört bir yanında farklı farklı ise. Alın size insan işte Ademden beri hiç değişmediği halde. Çeşit çeşit değil mi.

Samet Tosun: Ve son olarak DS Kültür Sanat okurları için neler söylemek istersiniz ?

Bülent Özdemir: Öncelikle teşekkür ederim. DS Kültür Sanat’a ve değerli okurlarına. Zor bir yolculuğa çağırıyorum. Üzgünüm ama gerçek bu. Tüm evreni keşfe çağırıyorum Hiç ve Her Şey’le. Tahammülü imtihan bilen ve farkında olarak yaşamak zorunda olan insanlar için bile zor bir yolculuk.

Samet Tosun: Tekrardan çok teşekkür ederiz, bizleri kırmayarak nazik davetimizi kabul ettiğiniz için. İnşallah daha güzel yerlerde tekrardan görüşmek dileği ile hoşçakalın.

Bülent Özdemir: Ben de teşekkür ederim. İnsanın belki de en zor zamanı bu zaman. Ve sizin yaptığınız bu zorluk içinde anlamsızlıkla mücadele eden insanlara bir pencere açmak. İnanın çok kıymetli bir şey yapıyorsunuz. Varolun.

 

Samet Tosun

samettsn@yahoo.com

Share via
Copy link
Powered by Social Snap